Cittaslow Türkiye | Yaşamın Kolay Olduğu Kentlerin Uluslararası Ağı
15508
home,page-template,page-template-full_width,page-template-full_width-php,page,page-id-15508,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,qode-theme-ver-16.8,qode-theme-bridge,disabled_footer_top,wpb-js-composer js-comp-ver-5.5.2,vc_responsive
30

Ülke

Dünyada
236

Kent

72

Kriter

Türkiye’de
15

Kent

Yavaş Yaşam

Yavaş yaşamak, hayattan zevk alabilmek, sevdiklerimize ve kendimize zaman ayırabilmek, hız için dünyaya zarar vermemektir. Arkadaşlarımızla yürürken kahve içmek yerine oturmak ve onlara zaman ayırmaktır. Hayatın hızlı gidersek erken varacağımız bir varış noktası yoktur, önemli olan hayatımızı nasıl yaşadığımızdır, her geçen anın değerini bilmemizdir.

Kent Ruhu

Her kentin geçmişinden gelen, kentin tarihi, yerel özellikleri gibi unsurlarından oluşan bir ruhu vardır. Kent ruhu bir anda oluşturabilecek bir şey değildir ancak yanlış politikalar sonucu bu ruhunu kaybetmesi oldukça kolaydır. O topraklarda yaşayan uygarlıkların, üretilen ürünlerin, söylenen şarkıların, yazılan şiirlerin, dostlukların, yaşananların birikimi olan bu ruh bir kenti diğerlerinden ayırır. Cittaslow, kent ruhunun korunarak kalkınmasıdır.

Sürdürülebilir Kalkınma

Küçük kentlerde istihdam ve sosyal olanakların eksikliği nedeniyle özellikle gençler büyük şehirlere göç etmektedir. Ekonomik gücü olmayan kentler zamanla ölmektedir. Kentin kendi kimliğine sahip çıkarak kalkınması mümkündür. Kentin doğasına, esnafına, kültürüne, tarihine, yemeklerine, ürünlerine saygı duyarak bir kalkınma sahip çıkarak geliştirmesi sosyal ve ekonomik hayatın canlanması kentin ayakta kalması için şarttır.

Yavaş Yemek

Yemek yemek kalori alımına yönelik mekanik bir eylem değil sosyal bir tercihtir. Yemek yeme tercihimiz tohumu, tarlada çalışan işçileri, mutfak endüstrisini, doğaya verilen veya verilmeyen zararı, mutfak çalışanlarını ve daha birçok unsuru etkilemektedir. Yavaş yemek iyi, temiz ve adil gıdayı tercih etmektir.

Cıttaslow Felsefesi

Küreselleşmenin etkisiyle şehirler hızlı çalışılan, hızlı yaşanılan ve üretmekten çok tüketen, kendi kendine yetmeyen yaşam alanları haline gelmiştir. Kentler, kuruluş amaçları olan insanların bir arada güven içinde yaşadıkları yerler olmaktan çıkmış, insanların daha hızlı hareket etmeleri ve daha hızlı çalışmaları için tasarlanan mekanlara dönüşmüştür. İnsanların birbirlerinin sıcaklığına sığındıkları, sosyalleştikleri, el emeklerini birbirlerine sundukları sosyal korunaklar olmaktan gittikçe uzaklaşan kentler, insanların tüketim için yaşadıkları sahneler halini almıştır. Yaşamın hızlanması sonucu insanlar daha hızlı yemek yemek, daha hızlı alışveriş yapmak, gidecekleri yere daha hızlı varmak için belli bir tempo içinde koşturup durmaktadırlar. Bu yaşam tarzı bakkallar, manav, terzi gibi küçük esnaf yerine AVM’leri, çocuklarımızın oyun oynayacağı alanlar yerine otoparkları, daha çok park ve yeşil alan yerine geniş otoyolları hayatımıza sokmuştur. İnsanın en önemli değeri olan kısıtlı yaşamını sağlıksız yiyecekler, hava kirliliği, trafik, yalnızlık ve tüketimle harcaması modern yaşamın vazgeçilmezi olarak sunulmuştur. Popüler kültürün de desteklediği hayatı yaşamak için zamanı olmayan, işine arabasıyla hızla giden, oturup kahve içecek bir yarım saati bile olmadığı için yürürken kahvesini içen, yetişmesi gereken bir yerler olduğu için yemekten zevk almak yerine ayakta hızlı bir şekilde “beslenen”, komşularını veya yerel esnafı tanımayan modern insan modelinin sürdürülebilir olmadığı ortadadır.

Bu yaşam tarzı modern insanda depresyon, kalp hastalıkları ve kanser gibi birçok hastalığa neden olmasının yanı sıra; kentleri de sürdürülemez hale getirmiştir. Hızlı yaşam tarzının oluşturduğu kentler artık kendi kendine yetmemektedir. Bu kendi kendine yetmeyen kentler de, sadece yakın çevresindeki değil, dünyanın birçok köşesindeki kaynakları, üstelik binlerce kilometre uzaklıktan getirterek yok ederken, aynı zamanda hem doğayı hem insanları tüketmektedir. İnsanların daha çok tüketmesi, bir yerden bir yere daha hızlı gitmesi için tasarlanan kentler insanları doğadan ve birbirlerinden kopartmış ve tek alternatif haline gelmiştir. Tüketim odaklı hayatın insanlara mutluluk ve huzur getirmediği, insanların farklı bir yaşam biçimi aramaları kentsel boyutta Cittaslow hareketini ortaya çıkarmıştır. Cittaslow felsefesi yaşamın, yaşamaktan zevk alınacak bir hızda yaşanmasını savunmaktadır. Cittaslow hareketi, insanların birbirleriyle iletişim kurabilecekleri, sosyalleşebilecekleri, kendine yeten, sürdürülebilir, el sanatlarına, doğasına, gelenek ve göreneklerine sahip çıkan ama aynı zamanda alt yapı sorunları olmayan, yenilenebilir enerji kaynakları kullanan, teknolojinin kolaylıklarından yararlanan kentlerin gerçekçi bir alternatif olacağı hedefiyle yola çıkmıştır.

Cıttaslow Uluslararası Organizasyonu

Hareketin Başlangıcı

Cittaslow hareketi 1999 yılında Greve in Chianti’nin eski belediye başkanı Paolo Saturnini’nin vizyonu doğrultusunda ortaya çıkmıştır. Paolo Saturnini yaşam kalitesini yükseltmek amacıyla kentlerin kendilerini değerlendirmelerini ve farklı bir kalkınma modeli ortaya koymaları fikrini ulusal boyuta taşımıştır. İdealleri kısa zamanda Bra (Francesco Guida), Orvieto (Stefano Cimicchi) ve Positano (Domenico Marrone) belediye başkanları ve Slow Food başkanı Carlo Petrini tarafından benimsenmiştir. Günümüzde 28 ülkede 182 üyeye yayılan Cittaslow hareketinin amacı Slow Food felsefesini kentsel boyuta taşımaktır.

Organizasyon Yapısı

Cittaslow Birliğinin organizasyon yapısında 3 ana organ vardır. Ulusal ağların temsilcilerinden oluşan ve karar verici Koordinasyon Komitesi, hareketin bilimsel altyapısını oluşturan ve genel hatlarını çizen Bilim Komitesi ve birliğin operasyonel yanıyla sorumlu Sekreterya (Genel Merkez).
Cittaslow birliği ulusal ağlardan oluşmaktadır. Bir ülkede 3 Cittaslow olması durumunda ulusal ağ kurulabilir. Ulusal ağlar kendi ülkelerindeki adaylık sürecini yönetirler ve Genel Merkez’le kendi ülkelerindeki Cittaslowların iletişimini sağlarlar. Ülkelerinde Cittaslow hareketinin yaygınlaşması ve gelişmesi için üyelerle birlikte projeler gerçekleştirebilirler.

Uluslararası Koordinasyon Komitesi
Başkan

Stefano Pisani – Pollica (IT)

Başkan Yardımcıları
  • Arnoud Rodenburg – Midden-Delfland (NL)
  • Pierluigi Arrara – Abbiategrasso (IT)
  • Hans Petter Thorbjørnsen – Ulvik (NO)
  • Stefan Karlinger – Enns (AT)
  • Christian Leclercq – Silly (BE)
  • Manfred Dörr – Deidesheim (DE)
  • Véronique Marendat – Segonzac (FR)
  • Chiara Rossi – San Miniato (IT)
  • Dehyun Sohn – Seoul (KR)
  • Tunç Soyer – Seferihisar (TR)
  • Artur Wrochna – Olsztynek (PL)
Üyeler
  • Donato Baccaro – Cisternino (I)
  • Enrico Bini – Castelnovo ne’ Monti (IT)
  • Joan Català – Begur (E)
  • Lyn Clark – Goolwa (AU)
  • Dinis Manuel da Silva Costa – Vizela (PT)
  • Giuseppe Germani – Orvieto (IT)
  • Virginia Hubbell – Sonoma (USA)
  • Sandro Marinelli – Pianella (IT)
  • Ilario Agata – Levanto (IT)
  • Franco Spada – Tirano (IT)
  • Margaret Shaw – Berwick upon Tweed (UK)
  • Paolo Sottani – Greve in Chianti (IT)
  • Fausto Tinti – Castel San Pietro Terme (IT)
  • Jacek Wiśniowski – Lidzbark Warmiński (PL)
Onursal Başkanlar
  • Paolo Saturnini

Cıttaslow Türkiye

Tunç SOYER

Cittaslow Uluslararası Başkan Yardımcısı,

Seferihisar Belediye Başkanı,

Cittaslow Türkiye Koordinatörü,

Samet AKBOĞA

Cittaslow Türkiye

Sekreterya 

Bülent KÖSTEM

Cittaslow Türkiye

Teknik Koordinatörü

Candaş BALTA

Cittaslow Türkiye

Sekreterya

Cıttaslow Türkiye Bilim Komitesi

Prof. Dr. İrfan ARIKAN

Bilim Komitesi Üyesi

Prof. Dr. Murat BARKAN

Bilim Komitesi Üyesi

Prof. Dr. Tayfun ÖZKAYA

Bilim Komitesi Üyesi

Ferhat İlker ÜNSEVER

Bilim Komitesi Üyesi

Prof. Dr. Rıdvan Yurtseven

Bilim Komitesi Üyesi

Yeni Cıttaslow

Cıttaslow Gerze

Masmavi denizin, dantel gibi koyların ve uçsuz bucaksız yeşilin, dinlemeye doyamayacağınız bir müzik oluşturduğu, Türkiye’nin en mutlu ilinin, en mutlu ilçesi; Gerze. Cittaslow ünvanını 2017 yılında elde eden Gerze, bu başarısını canla başla sahip çıktığı doğasına, her biri göz nuru olan el sanatlarına, tadı damağınızdan hiç gitmeyecek yöresel yemeklerine ve sıcacık insanların sizi beklediği misafirperverliğine borçlu. İlçeye adımınızı attığınız an, evlerin bahçelerindeki çiçeklerin kokusu karşılayacak sizleri. Hala tertemiz kalabilmiş havasını solurken, kalabalık bir şehir hayatının gürültüsünü değil, sakin bir balıkçı kasabasının dinginliğini hissedeceksiniz.

Her Cuma günü köylülerin ürünlerini Gerze halkına ve misafirlere sergilediği Üretici Pazarında doğal olarak yetiştirilen tarım ürünlerini bulabilir, sizi gülümsemeyle karşılayacak mekânlarımızda yöresel yiyeceklerimizin tadına varabilir, bunun yanı sıra ahşap oyuncak, model gemi, çini ve peşkir atölyelerimizi ziyaret edip kültürümüzün ve geçmişimizin nasıl yeniden yaşatıldığına şahitlik edebilirsiniz. Gerze, sosyal ve kültürel gelişmişliğiyle, herkesin şehir yaşamından kaçıp yerleşmeyi düşlediği, insanların birbirleriyle iletişim kurabildiği, evlerin bahçelerindeki güllerin bülbüllerle sohbet ettiği küçük ve şirin sahil kasabasıdır. Gerze hayallerinizin yaşandığı bir ilçe ve sizi de bunun bir parçası olmaya davet ediyor.

Haberler