Cittaslow Türkiye | Şavşat İnceleme Gezisi
1766
post-template-default,single,single-post,postid-1766,single-format-gallery,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-theme-ver-10.1.1,wpb-js-composer js-comp-ver-4.12,vc_responsive
 

Şavşat İnceleme Gezisi

Şavşat İnceleme Gezisi

1 Kasım’da Şavşat’ın Cittaslow adaylığı çerçevesinde inceleme gezisi için Şavşat’ı ziyaret ettik. Şavşat Artvin’e bağlı ve yaklaşık 17.000 nüfusa sahip. Kars havaalanından araba ile 2 saatte Şavşat’a varabiliyorsunuz. Şavşat Belediye Başkan Yardımcısı Özgür Dede ve İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Emin Yokuş büyük bir nezaketle bizi havaalanından aldılar.

Şavşat’a yaklaştığınızda çevrenizdeki doğa sizi büyülemeye başlıyor. Bir noktada dağlardan aşağı inmeye başlıyorsunuz ve ormanlarla karşılaşıyorsunuz. Şavşat’ın Gürcüce “Kara Orman” anlamına geldiği söyleniyor ve gerçekten her yer orman.

Ziyaretimizin ilk noktası Şavşat Evi’ydi. Kaymakam Cemil Sarıoğlu, Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı yetkilileri Berna Kiriş ve Fatma Artar ve diğer yetkililer bizi karşıladı. Şavşat Cittaslow adaylığını yürütmek için Kaymakam koordinasyonunda bir çalışma ekibi kurulmuş. Kaymakamlığa bağlı kamu kurumları, belediye, kalkınma ajansı hep beraber yürütüyor çalışmaları.

Şavşat Evi geleneksel mimariye uygun olarak Kaymakamlığa bağlı Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından yapılmış. Şavşat’ın yerel yemekleri sunuluyor. Çalışanlar ise Şavşatlı kadınlar, 25 kadın Şavşat Evi’nde istihdam ediliyor. Şavşat’ın yerel yemekleri hakkında söylenebilecek çok şey yok sinor, peynir eritme, armut pekmezi hepsi inanılmaz lezzetli.

Yemekten sonra Şavşat’ın seyir terasına gidiyoruz. Dağların arasında yer alan bir vadide yer alan Şavşat’ı tamamen görebileceğiniz bir seyir terası yapılmış. Fotoğraf çekmek için mükemmel bir nokta.

Bir sonraki durağımız Şavşat Yaşlılar Yaşam Yerleşkesi. Genelde yaşlılar için yapılan binalardaki doğu bloğu havasının aksine iki katlı ahşap sempatik binalar yapılmış. Komplekste ayrıca bir sosyal merkez ve cami bulunmakta.

Şavşat’ın Karagöl’ü merkezden biraz uzak ve yolda giderken kendiniz bir tablonun içinde gibi hissediyorsunuz.

Karagöl’e gelince insanın aklına Uzungöl geliyor.Beton fetişine kurban edilmiş Uzungöl’ün aksine Karagöl bakirliğini korumuş.

Sadece bir tane tesis var onun hakkında da yıkım kararı çıkmış. Burada konaklamak isteyenlerin herhangi bir kent merkezinde bulabileceğiniz otel yerine çadırlarda kalmayı tercih etmesi Yüzmek ve balık tutmak yasak.

Gölde alabalık ve japon balıkları var, sahilden ekmekle besleyebiliyorsunuz.
Bir sonraki durağımız Kocabey Camiisi. 115 yıllık Cami Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiş. Minare ahşap kaplama içinde de orjinal ağaç minare yer alıyor.

Tibet Kilisesi özellikle Gürcüler tarafından ziyaret ediliyor. Her şeye rağmen ayakta kalmayı başarmış. Her şeye rağmen çünkü uzun yıllar define avcıları tarafından talan edilmiş. Heykelleri sökülmüş, yerleri kazılmış hatta söylentilere göre 1950’li yıllarda bir kaymakam tarafından 19 noktasından dinamitlenerek yıkılmak istenmiş yine de ayakta kalmış. Dinamit yuvalarını kilisenin çeşitli yerlerinde görebiliyorsunuz. Kiliseye halk sahip çıkmış, çevresinde yaşayan köylüler kiliseye kol kanat germiş.

Hava yavaş yavaş kararırken şehir merkezine geliyoruz. Şehir merkezinde yanyana iki dükkanı ziyaret ediyoruz biri yufkacı diğeri ahşap oymacı. Yerel üreticilerden Yücel Altun Şavşat’ın geleneksel yemeklerinden Sinor, erişte ve benzeri ürünleri üretiyor.

Şavşat’a ve çevresine satış yapıyor. Yerel yemek demek kültür demek, yemeğin malzemesinden yapılışına, sunumunda yenilmesine kadar o bölgenin tarihini, geleneklerini göreneklerini taşıyor.

Ahşap oymacı Orhan Gülcan gelenksel mimariye sahip Şavşat evlerinin modellerini yapıp satıyor. Ayrıca saban, öküz arabası gibi geleneksel üretim araçlarının da modellerini yapıyor. Bu tarz model evlerle birçok yerde karşılaşabiliyorsunuz ama burdakiler çok özenli yapılmış. Ustayı yeteneğinden dolayı tebrik ettiğimizde asıl usta hanım diyor. Ağaç köklerinden ilginç çalışmaları var ağaç kökü bir kayayla karşılaşınca kalınlaşırmış. Bu kısımları bulup işliyor.62631473_tn70_2

Hava iyice karardıktan sonra Efkar Tepesi’ne çıkıyoruz. Efkar Tepesi’nden Şavşat’ın birçok köyünü görebiliyorsunuz. Fakir Baykurt’ın aynı isimli eseri buradan adını alıyor. Yazar Şavşat’ta Türkçe öğretmeni olarak yaşarken köylerin, köylülerin sorunlarına yönelik bu romanı yazıyor. Efkar Tepesi’nde sobanın sıcaklığına sığınıp bir yandan çaylarımızı içiyoruz bir yandan Efkar Tepesi’nde Fakir Baykurt hakkında bir şeyler olsa ne iyi olurdu diye konuşuyoruz. Belki yazarın eşyalarından oluşan, yaşamını, eserlerini anlatan küçük bir köşe.

Cittaslow Bilgilendirme toplantısı için Efkar Tepesi’nden kent merkezine geri dönüyoruz. Toplantıyı Kaymakam Cemil Sarıoğlu açıyor, Cittaslow Türkiye Teknik Koordinatörü olarak ben (Bülent Köstem) genel olarak hareketin doğuşunu, amaçlarını, hedeflerini anlatıyorum. Kriterleri ve kriterlerin nasıl her kentin ihtiyaçlarına göre farklı uygulanabileceğini göstermek için Seferihisar’dan örnekler veriyorum.

Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı’ndan Berna Kiriş ajansın Şavşat’ın Cittaslow adaylığını desteklediğinden en başından beri bu işin içinde olduklarından bahsediyor. Kalkınma Ajanslarının teknik ve projeler kapsamında mali destekleri küçük ölçekli belediyeler için çok önemli.

Seferihisar Belediye Başkanı ve Cittaslow Genel Koordinatörü Tunç Soyer’in konuşmasıyla salondaki heyecan artıyor. Soyer konuşmasında Şavşat’ın sanki cennetten bir parça olduğuna ve Şavşatlıların çok şanslı olduğunu vurguluyor. Ancak Cittaslow çerçevesinde Şavşat’ın doğasının korunması gerektiğini, tarihine ve geleneklerin sahip çıkılmasının şart olduğunu anlatıyor. Konuşma sırasında ve sonrasında sorulan sorulardan anlaşıldı ki Şavşatlılar bu konuda bir şeyler yapmak için hazır.

Akşam Laşet Motel’de (http://www.laset.com.tr/anasayfa.html) konaklıyoruz. Doğayla uyumlu 16 adet küçük bungalov ev bulunuyor. Dev otellere, her şey dahil sisteme, açık büfeye, yapılan onca israfa güzel bir alternatif. Ertesi sabah bütün ısrarlarımıza rağmen ikna edemediğimiz İlçe Eğitim Müdürü Mehmet Emin Yokuş ve eşi bizi evlerinde ağırlıyor, kendilerine çok teşekkür ediyoruz. Şavşat’tan Karadeniz’e doğru yola çıkıyoruz. Bu güzergah virajlı ve uzun sürüyor o yüzden Şavşat’a Kars üzerinden gitmek daha mantıklı. Belediye Başkan Yardımcısı Özgür Bey bizi Tirebolu’ya kadar götürüyor. Devamı Tirebolu yazısında.

Yorum Yok

Yorum Yaz