Cittaslow Türkiye | Yaşamın Kolay Olduğu Kentlerin Uluslararası Ağı
15508
home,page-template,page-template-full_width,page-template-full_width-php,page,page-id-15508,bridge-core-1.0.4,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,qode-theme-ver-18.0.7,qode-theme-bridge,disabled_footer_top,wpb-js-composer js-comp-ver-5.7,vc_responsive
30

Ülke

Dünyada
268

Kent

72

Kriter

Türkiye’de
18

Kent

Yavaş Yaşam

Yavaş yaşamak, hayattan zevk alabilmek, sevdiklerimize ve kendimize zaman ayırabilmek, hız için dünyaya zarar vermemektir. Arkadaşlarımızla yürürken kahve içmek yerine oturmak ve onlara zaman ayırmaktır. Hayatın hızlı gidersek erken varacağımız bir varış noktası yoktur, önemli olan hayatımızı nasıl yaşadığımızdır, her geçen anın değerini bilmemizdir.

Kent Ruhu

Her kentin geçmişinden gelen, kentin tarihi, yerel özellikleri gibi unsurlarından oluşan bir ruhu vardır. Kent ruhu bir anda oluşturabilecek bir şey değildir ancak yanlış politikalar sonucu bu ruhunu kaybetmesi oldukça kolaydır. O topraklarda yaşayan uygarlıkların, üretilen ürünlerin, söylenen şarkıların, yazılan şiirlerin, dostlukların, yaşananların birikimi olan bu ruh bir kenti diğerlerinden ayırır. Cittaslow, kent ruhunun korunarak kalkınmasıdır.

Sürdürülebilir Kalkınma

Küçük kentlerde istihdam ve sosyal olanakların eksikliği nedeniyle özellikle gençler büyük şehirlere göç etmektedir. Ekonomik gücü olmayan kentler zamanla ölmektedir. Kentin kendi kimliğine sahip çıkarak kalkınması mümkündür. Kentin doğasına, esnafına, kültürüne, tarihine, yemeklerine, ürünlerine saygı duyarak bir kalkınma sahip çıkarak geliştirmesi sosyal ve ekonomik hayatın canlanması kentin ayakta kalması için şarttır.

Yavaş Yemek

Yemek yemek kalori alımına yönelik mekanik bir eylem değil sosyal bir tercihtir. Yemek yeme tercihimiz tohumu, tarlada çalışan işçileri, mutfak endüstrisini, doğaya verilen veya verilmeyen zararı, mutfak çalışanlarını ve daha birçok unsuru etkilemektedir. Yavaş yemek iyi, temiz ve adil gıdayı tercih etmektir.

Cıttaslow Felsefesi

Küreselleşmenin etkisiyle şehirler hızlı çalışılan, hızlı yaşanılan ve üretmekten çok tüketen, kendi kendine yetmeyen yaşam alanları haline gelmiştir. Kentler, kuruluş amaçları olan insanların bir arada güven içinde yaşadıkları yerler olmaktan çıkmış, insanların daha hızlı hareket etmeleri ve daha hızlı çalışmaları için tasarlanan mekanlara dönüşmüştür. İnsanların birbirlerinin sıcaklığına sığındıkları, sosyalleştikleri, el emeklerini birbirlerine sundukları sosyal korunaklar olmaktan gittikçe uzaklaşan kentler, insanların tüketim için yaşadıkları sahneler halini almıştır. Yaşamın hızlanması sonucu insanlar daha hızlı yemek yemek, daha hızlı alışveriş yapmak, gidecekleri yere daha hızlı varmak için belli bir tempo içinde koşturup durmaktadırlar. Bu yaşam tarzı bakkallar, manav, terzi gibi küçük esnaf yerine AVM’leri, çocuklarımızın oyun oynayacağı alanlar yerine otoparkları, daha çok park ve yeşil alan yerine geniş otoyolları hayatımıza sokmuştur. İnsanın en önemli değeri olan kısıtlı yaşamını sağlıksız yiyecekler, hava kirliliği, trafik, yalnızlık ve tüketimle harcaması modern yaşamın vazgeçilmezi olarak sunulmuştur. Popüler kültürün de desteklediği hayatı yaşamak için zamanı olmayan, işine arabasıyla hızla giden, oturup kahve içecek bir yarım saati bile olmadığı için yürürken kahvesini içen, yetişmesi gereken bir yerler olduğu için yemekten zevk almak yerine ayakta hızlı bir şekilde “beslenen”, komşularını veya yerel esnafı tanımayan modern insan modelinin sürdürülebilir olmadığı ortadadır.

Bu yaşam tarzı modern insanda depresyon, kalp hastalıkları ve kanser gibi birçok hastalığa neden olmasının yanı sıra; kentleri de sürdürülemez hale getirmiştir. Hızlı yaşam tarzının oluşturduğu kentler artık kendi kendine yetmemektedir. Bu kendi kendine yetmeyen kentler de, sadece yakın çevresindeki değil, dünyanın birçok köşesindeki kaynakları, üstelik binlerce kilometre uzaklıktan getirterek yok ederken, aynı zamanda hem doğayı hem insanları tüketmektedir. İnsanların daha çok tüketmesi, bir yerden bir yere daha hızlı gitmesi için tasarlanan kentler insanları doğadan ve birbirlerinden kopartmış ve tek alternatif haline gelmiştir. Tüketim odaklı hayatın insanlara mutluluk ve huzur getirmediği, insanların farklı bir yaşam biçimi aramaları kentsel boyutta Cittaslow hareketini ortaya çıkarmıştır. Cittaslow felsefesi yaşamın, yaşamaktan zevk alınacak bir hızda yaşanmasını savunmaktadır. Cittaslow hareketi, insanların birbirleriyle iletişim kurabilecekleri, sosyalleşebilecekleri, kendine yeten, sürdürülebilir, el sanatlarına, doğasına, gelenek ve göreneklerine sahip çıkan ama aynı zamanda alt yapı sorunları olmayan, yenilenebilir enerji kaynakları kullanan, teknolojinin kolaylıklarından yararlanan kentlerin gerçekçi bir alternatif olacağı hedefiyle yola çıkmıştır.

Duyuru: Kent Değerlendirmeleri

1999 yılında kurulan Uluslararası Cittaslow Birliği, kentlerin yerel değerlerini korumayı ve kent sakinlerinin yaşam kalitesini arttırmayı hedeflemektedir. 2009 yılından Seferihisar’ın Cittaslow üyeliğinden sonra, 2011 yılında Taraklı, Gökçeada, Yenipazar ve Akyaka kentlerinin üyeliği ile Cittaslow ağı Türkiye’de yayılmaya başladı ve artık 18 üyemiz var. 2009 yılından günümüze dünyada ve Türkiye’de olduğu gibi kentlerde bir çok değişim yaşandı. Cittaslow hareketi sadece Türkiye’de değil dünyada da ilgi görmeye ve güçlenmeye devam etti. Pandemi süreci de kentlerin kendine yetmesinin, üretmesinin, doğal ve ekonomik krizlere dirençli olmasının ve uluslararası işbirliğinin önemini gösterdi. Bu değişimin Türkiye’de Cittaslow felsefesine olan etkisini görmek için, kentlerin bu sürede nasıl geliştiklerini, kriterler kapsamında neler yaptıklarını ve hedeflerini değerlendirmeye karar verdik. Kentlerin bugüne kadar neler yaptıklarını ve bundan sonra ne yapacaklarını konuşacağız, kendi kültürümüze nasıl daha iyi sahip çıkacağımızı, doğamızı, kültürümüzü, tarihimizi, geleneklerimizi nasıl daha iyi koruyabileceğimizi düşüneceğiz.
Değerlendirme süreci Türkiye’nin ilk Cittaslow’u olan Seferihisar’dan başlayacak. Seferihisar Belediyesi’nin talebi ile yapılacak ilk değerlendirme çerçevesinde Cittaslow kriterlerine uygunluk, üyelik başvuru dosyasında verilen taahhütlerin yerine getirilip getirilmediği ve planlanan projeler değerlendirilecek. Cittaslow felsefesi ile kent yönetmek istediklerini söyleyen Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin denetlenmeyi kendilerinin istediğini belirtti ve denetleme sonuçlarından çıkarılacak sonuçları Seferihisar’ı yönetirken öncelik verileceğini söyledi.
Değerlendirme iki aşamadan oluşuyor, ilk aşamada üyelik kriterlerinin kentlerde nasıl uygulandığını ve başvuru dosyasında verilen taahhütlerin durumunu tespit etmek amacıyla hazırladığımız çevrim içi sorular cevaplandırılacak. İkinci aşamada kentler ziyaret edilerek belediye temsilcileri, sivil toplum örgütleri ve halktan temsilcilerle görüşülecek.
Amacımız kentlerin mevcut durumlarını Sakin Şehir felsefesi doğrultusunda incelemek, yaptıklarını ve yapacaklarını ortaya koymak ve kentlerin daha dayanıklı, sürdürülebilir ve kendi kimliğine sahip çıkan kentler olmaları için onlara destek olmak. Değerlendirme sonucunda kentlere bir değerlendirme raporu göndereceğiz, bu raporda Sakin Şehir felsefesi çerçevesinde varsa yapmaları gerekenler, öneriler ve uyarılar yer alacak. Sakin Şehir felsefesinden uzaklaşan kentlere önerilerimizi uygulamaları için bir süre tanıyacağız bu süre sonunda neler yaptıklarını tekrar birlikte değerlendireceğiz.

Bülent Köstem

Teknik Koordinatör

Cittaslow Türkiye

Haberler